19 Aralık 2016 Pazartesi

GÜZEL ATLAR DİYARI KAPADOKYA


Güzel Atlar Diyarı Kapadokya

İşimiz gereği, Avrupa'dan getirdiğimiz turistleri götürdüğümüz ana destinasyonumuz
Kapadokya olunca, turizm de bu sezon istenildiği gibi olmayınca, geç başlayan operasyondan
faydalanıp, eşimle bizde kendimizi Kapadokya'ya attık.

Daha evvel de gitmiş olmamıza rağmen, büyük bir aşk ile, hiç gezmemişiz gibi turist olduk biz de.
O kadar görülecek yeri var ki, yetmiyor 3 gün.

Biz Antalya'dan yola çıktık ve buradan itibaren başlıyorum yazmaya.

21.11.16 - Pazartesi - 1.Gün - Konya


Sabah erken saatlerde yola çıkıp, molalarla Konya Mevlana Müzesine girdik.
Öncelikle belirtmeliyim ki, daha evvel giriş ücretli iken, sistem Mevlana'nın  'Gel ne olursan gel'
sözüyle yaptığı çağrıya uygun halde ücretsiz yapılmış.

Gönüllerin Şehri Konya Mevlana
Gönüllerin Şehri Konya - Mevlana



Mevlana'yı yazmaya cürret edecek değilim ancak bildiğiniz üzere manevi aşk ve sevgi, birlik, beraberlik üzerine günümüze kadar gelen deyişleri felsefesini anlatır.
Ne zaman gitsem, manevi bir haz duyarım, ruhuma yakın hissederim bedenimi.
Gönüllerin Şehri Konya Mevlana
Mevlana döneminde Dergah olarak kullanılmış, tekke ve zaviyelerin kapanmasıyla, Atatürk tarafından müzeye dönüştürülmüştür. Müze içerisinde el yazması Kur'an-ı Kerim ler var ki, zamanla bozulmasın, güveler yemesin diyerek mum isiyle yazılmış. Hayran olmamak elde değil.

Avlu içerisinde dervişlerin türbeleri ve hücreleri, mescit, matbah, şadırvan, şeb-i aruz havuzu, Mevlana Hazretlerinin ve ailesinin türbeleri bulunuyor. Ayrıca o dönemde kullanılan tüm araç gereçlerin, dervişlerin ve öğrencilerinin giyim kuşamlarının sergilendiği bölümler açıklamalarla mevcut.

Gönüllerin Şehri Konya Mevlana
Her yıl Şeb-i Arus etkinliklerine misafirlik eden Mevlana Müzesi, Türkiye'de en çok ziyaret edilen 3. müzedir.

Sema Gösterisinden Bir Kare
***Şeb-i Arus, Düğün gecesi manasına gelir. Mevlana Hazretleri ölümünün yaradan ile kavuşması olarak düşündüğünden düğün gecesi olarak adlandırılır. Her yıl Aralık ayında kutlamalar ile anılır.

 


22.11.16 Salı - 23.11.16 Çarşamba - 24.11.16 Perşembe - Kapadokya



Yakınında bulunan dağların püskürttüğü lavların, zamanla yağmur ve rüzgar aşındırmasıyla oluşan, günümüze Peri Bacaları olarak gelen, (yanlış bilmiyorsam) dünyada eşi benzeri olmayan, güzel atlar diyarıdır Kapadokya.
 
Kapadokya
 
Yerleşim konusunda ciddi anlamda tarihe ışık tutan Kaymaklı ve Derinkuyu yer altı şehirleri var ki bunlar açılabilenler. Örümcek ağına benzer bir sistemle 200 e yakın yer altı şehri olduğu bilinmektedir.
Underground City - Yeraltı Şehri - Kapadokya
Doğa olaylarıyla her ne kadar örnek teşkil etse de, tarihte de büyük bir önem taşıyor.
Hitit İmparatorluğundan, Perslere, onlardan Kapadokya Krallığına, ardından Roma'ya ve Selçuklulardan Osmanlıya derken Türkiye toprakları içerisinde kalmıştır.
İlk Hristiyanların, kayalara oydukları freskler, kiliselerden ötürü Hristiyan camiası içinse büyük önem taşır.
Göreme Açık Hava Müzesi Kilise İçi - Goreme Open Air Museum
Türkiye'de tanınması ve daha çok önem görmesi ise çekilen sayısız diziyle mümkün olmuştur.
Sinasos - Mustafapaşa - Kapadokya
Daha evvel balon turu yaptığımızdan bu gidişimizde yapmadık.
Ancak şiddetle tavsiye ediyorum, mutlaka sabahın o erken saatinde kalkmalı, yukarıdan o eşsiz güzellik izlenmeli, inince ikramlar ile sertifikalar alınmalı.
Ne kadar anlatsam da yaşamadan anlamak mümkün değil.

Kapadokya - Balon Turu
Gezilecek çok yeri var elbette ama ben sadece gidebildiklerimizi anlatacağım.

Göreme Açık Hava Müzesi

Göreme Açık Hava Müzesi - Göreme Valley - Kapadokya
Vadi içerisinde kayalara oyulmuş kiliseleri, şapelleri, yemekhaneleri, eğitim alanları  ile manastır hayatına ev sahipliği yapılmış bu bölgede.
UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer almakta bu bölge.
Hz. İsa'nın hayatından betimlemelerin bulunduğu duvar işlemeleriyle,
Aziz Basileus Kilisesi, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise, Tokalı Kilise ve Elmalı Kilise, aynı zamanda Kadın - Erkek Manastırı mutlaka gezilmeli.
Göreme Açık Hava Müzesi Kilise İçi - Goreme Open Air Museum


Uçhisar Kalesi


Bu ziyaretimizde kaleye çıkmadık ancak daha evvel Kapadokya'yı zirveden görmüşlüğüm var.
Eğer vaktiniz ve enerjiniz varsa mutlaka tırmanmalısınız kaleye.
Gecesinde gündüzünde eşsiz bir manzarası var Uçhisar'ın.
Aynı zamanda merkezde satılan kuru meyvelerden almadan, tatmadan dönmeyin.
Uç Hisar Kalesi Gece Görünümü

Aşk veya Bağlıdere Vadisi


Yaklaşık 5 km lik alanda yer alan vadiye biz yürüyüş yaparak indik.
Mevsimi olsa belki bağlardan üzüm de yerdik ama olsun.
Balon turu yaparsanız eğer, mutlaka üzerinden balon ile geçiyorlar.
Düğünler için de uğrak mekanlardan birisi bu vadi, demeden geçemeyeceğim.

Aşk Vadisi


Üç Güzeller


Turla gidilirse mutlaka fotoğraf molası verilen bu yer, Kapadokya'nın simgesi haline gelmiş durumda.
Hani kartpostallarda, fotoğraflarda gördüğümüz iki büyük bir küçük peri bacası var ya işte burası orası :)

Üç Güzeller Kapadokya


Mustafapaşa - Sinasos 

Sinasos - Mustafapaşa - Kapadokya
1924'te ki mübadele sonucunda Sinasos boşaltılmış ve adı Mustafapaşa olarak değiştirilmiş.
Çok hüzünlü hikayeler var, insanın içini acıtan cinsten. Rumlardan kalan taş evleri restore edilmiş ve
butik otel olarak turizme açılmış.

Sinasos - Mustafapaşa - Kapadokya


Paşabağ - Rahipler Vadisi


Ahh nasıl anlatsam burayı bilemedim.
Öylesine güzel ki, oluşumu devam eden peri bacaları var.
Paşabağ Kapadokya
 Aslında vaktiyle keşişlerin kendilerini kapadıkları bir alan olduğundan Rahipler Vadisi adıyla da biliniyor. Işıklandırmaları, yürüyüş parkurları yapılmış. Oyukların içlerine rahatlıkla girip gezebiliyorsunuz.
Paşabağ Kapadokya
Vadi de aynı zamanda orjinal taşlar satan  hediyelik eşya satan yerler de var. Taşlara merakınız var ise
burayı mutlaka değerlendirin.

Paşabağ Vadisi - Kapadokya
Güvercinlik Vadisi


Kapadokyanın en derin vadilerinden birisi burası.
Yüzyıllarca güvercinlere ev sahipliği yapmış bu vadi ki hala da var.
Bağ ve bahçelerde toprak verimi için güvercin dışkıları gübre olarak kullanılmış ve kullanılmaya devam ediyor.
Ayrıca geçmiş zamanlarda fresklerin harç malzemelerinde güvercin yumurtaları kullanıldığından büyük önem taşımış.
Güvercin Vadisi

Kaymaklı Yer Altı Şehri


4 katını gezebildiğiniz, aslında 8 katlı olan ve yerin 20 metre altında yer alan şehrin kapasitesi yaklaşık 5000 kişi.
Yeraltı Şehri - Underground City - Kapadokya
Tüm yer altı şehirlerinde aynı mantıkla inşaa söz konusu. Koridorlarla birbirine bağlanan oda ve salonlar, şarap depoları, su kuyuları, mutfak, erzak depo alanları, havalandırma alanları, ibadethaneleri bulunmakta.
Haneleri birbirinden ayıran, içeriden bir çocuğun dahi kolayca kapatabileceği, ancak dışarıdan girişi engelleyen sürgü formunda yapılmış büyük taş kapılar bulunmakta.

Kapalı alan korkunuz varsa zorlayabilir. Zira bazı alanlarda cidden dar alanlardan geçmeniz gerekecek ve yerin 4 kat kadar altına iniyorsunuz. Yine de görülmeye değer bir yer.
Underground City - Yeraltı Şehri - Kapadokya
****

Gitmişken şarap evlerini ziyaret edin, çömlek yapın, testi kebabı yiyin, sufi gösterisinin de olduğu Türk Gecesi'ne katılın, az uyuyup çok gezin, bol fotoğraf çekin, çekilin olur mu?

Benim yine de eksiklerim var hala göremediğim.
İlk fırsatta Gülşehir'e gidip Hacı Bektaş Veli'yi ziyaret edeceğim.


Son olarak ne yaparsan yap AŞK ile yap sloganına gönderme yapayım ve yazımı sonlandırayım...
Paşabağ  Vadisi - Kapadokya

Sevgiyle,
Medine,

8 Aralık 2016 Perşembe

Her Kalp Kendi Hayat Melodisini Çalar



Dilini Terbiye Etmeden Önce Yüreğini Terbiye Et.  Çünkü Söz Yürekten Gelir, Dilden Dilden  Çıkar

Mevlana...


Oysa ben neden yaklaşık bir aydır yok olduğumu yazacaktım.
Kapadokya seyahatimi anlatacaktım,
KOSGEB kursunu yazacaktım,
Yıllık izinde nasıl yorulursunuza değinecektim,
Ki birazdan okuyacağınız üzere öyle olmadı, olamadı...

Ne kolay insanların hayatlarını yargılamak.
Hatta kendilerince karşısında ki insanın hayatını,
tanımadan, bilmeden analiz edenlere gıpta ediyorum. Ne cesaret!!!
Peki ya herşey hakkında zikri olup, fikri olmayanlara ne demeli?
Hayat onlar için çok sıkıcı olsa gerek.
Nitekim baktığında seni çözer bu insanlar, tahliller yapar,
kendince de haklı olur ve sıkılırlar, monotonluktan şikayet ederler, akıl verirler.

Değişime gönül verdikçe, insanlarla olan ilişkilerim konusunda istisnasız,
samimiyetim hususunda sınanıyorum.
Gün geçmiyor ki kendimce aldığım önlemleri aşmasın kendini bilmeyen hadsizler.
Hümanist olduğuma lanet etmeme ramak kala bir yerlerdeyim...

Ön yargılı davranmama sözü verdim kendime,
Kapılarımı hemen açmama sözü de verdim ayrıca.
Ama gülen yüzümü eksik edemedim. O zaman kimliksiz bildim kendimi.
Kötü kalpli olmak istemedim, olmamaya da gayret ediyorum üstelik.
Kabalaşmayacağıma dair kendime söz verdim.
Kalitesi olmayan ve bana bir katkısı olmayacağına inandığım tartışmalardan da
uzak kalmak için zaman zaman ekstra çaba gösteriyorum üstelik.
Cahille tartışmamaya, algısı açık değilse anlattığıma nefes tüketmemeye söz verdim.
İnsanların benim hakkında fikirlerini önemsedim,
Ancak eleştirilerinden ders alıp, ağır sözlere takılmadan devam ettim yoluma.
Bunun tersini yapanlara destek oldum, konuştum sakinleştirdim.
Ta ki bugüne kadar...
Tam da destek olduklarımdan biri bugün özel hayatım hakkında kendince yorumlarını sıraladı.
Öyle ki aşağılar vaziyette. Şaşırdım, dondum kaldım.

Verecek çok cevap vardı, bir kısmını verdim.
Devamını getiremedim, dedim ya bir sürü söz verdim kendime.
Belli ki bir yerde bir hata yaptım ki, kendinde yorum yapma hakkı buldu,
çok kızamadım da işte bu sebepten...



Peki kadınlar neden canlarının acıdığı yerden, hemcinsini incitmeye çabalarlar?
Neden kırıldıkları yerden, hemcinsinin de kolunu kanadını kırmaya uğraşırlar?
Kendi yaşadığı mutsuzluğu, neden tüm ilişkilere, kişilere mal ederler?
Neden senin giyimine, kuşamına, konuşmana, oturmana kalkmana yaftalar bulurlar?
Yaşadıkları tüm sıkıntıları, nasıl bir ustalıkla karşısında ki insana da olabilecek gibi bir senaryoyla uygun hale getirebilirler?


Gerçekten de anlamıyorum, anlamakta güçlük çekiyorum.

Her birey kendi içinde,
kendi ruhunda,
kendi yaşamında,
kendi omuzlarının kaldırabildiği derecede,
boğuşmak zorunda kaldığı sorunlarla yüzleşmek zorunda kalıyor zaten...
Sen mutsuzsun diye, sen huzursuzsun diye herkes öyle olmak zorunda değil ki!
Karşında ki, sağında ki, solunda ki insana kendi mutsuzluğunu aşılayacağına,
kendi kaosuna çekeceğine, onun huzurundan, mutluluğunundan, ışığından sebeplensen?
Belki kirlenen ruhun aydınlanır, kalbin bir nebze olsun huzurla kan pompalar, beynin pozitif düşünceyle dolar.
Belki yani işte. Bir umuttur benim ki...

Bir denesen, bir tadına baksan...
İnan bana bir daha pişman olmayacağın, yolundan ayrılamayacağın bir iç huzura erişeceksin.
İşte o zaman senin de çekirdek ailenden başlayıp, tüm çevrene yayılan olumlu anıların olacak.
Kalbini güzelliklerle doldur, ritmine kulak ver, melodisine uyum sağla...





Kendime Not


* Hala insanlarla arana sınır koymayı beceremiyorsun. Bu konu üzerinde daha yoğun şekilde çözümler üretmelisin!

* İnsanlara yardım ihtiyaçları olduğunda, çözümlediğinde gösterdiğin tavrın sonucunda, karşında ki kişi bunu zaten yapman gereken bir durum gibi görüyor. Ya yardım etme, ya da bunun bir yardım olduğunu söyle karşındaki ne!

* Evet ve Hayır deme konularında biraz daha çalış! Taviz verme!

* Kalbini kıran birini beynin affetmesi 6-8 ay sürüyormuş, kalbinde herkese yer verme!

Sevgiyle,
Medine,

© 2016 Her Hakkı Saklıdır

18 Ekim 2016 Salı

BERI GEL BERI! DAHA DA BERI!

Ayna Misali


Beri gel beri! Daha da beri!
Niceye şu yol vuruculuk?
Madem ki sen bensin, bende senim,
Niceye şu senlik, benlik?
Mevlana


Neysen, çevrende o!

Hayatına çektiğin insanlardan tut,
Etrafında oluşan kısır döngülere kadar hepsi senin eserin.
Çevremiz bizim aynamız, bizde çevremizin aynasıyız.
Karşımıza çıkan her canlı bize öğretmen,bizler öğrenciyiz
ve aynı şekilde öğretmenlerimiz bizim öğrencimiz...
Güzel insan olursan çevrende güzelleşir.
O zaman neden çevremizi hırslı, intikam peşinde koşan,
egoları kendilerinden büyük, kibirli, kıskanç insanlarla kirletelim ki?

Çevrenizde tekrar eden olaylar silsilesi yaşıyorsanız,
Sürekli aynı tarz insanların karşınıza çıktığını görüyorsanız,
Sıklıkla olaylar karşısında çözümler düğümleniyorsa,
Kapana kısılmışlık hissini daha yoğun duyuyorsanız,
Yaşanan her durum size karşı gibi geliyorsa,
Bir labirentin içinde sürekli dönüp duruyorsanız,
Birbirini takip eden aynı başlangıçta buluyorsanız kendinizi,
Bana bir kulak verin...

Tam da bu hislerle doluyken bir şekilde yolum ışıkla doldu.
Biliyorsunuz ki kendi dönüşümümden yola çıkarak yazıyorum.
Birlikte en azından ruhumuzu boğan bir kaç yükten arınmaya,
kendinizi dinlemeye ne dersiniz?

TEMİZLİK


Derin bir temizliğe giriştim. Buna dolabımdan başladım.
Gereksiz alışverişlerimi bıraktım,az ama öz ile mutlu olmayı öğrendim, öğreniyorum da.
İhtiyacım ise aldım, değilse mutluluğu alışverişte aramadım.
Aksine elimdeki ile daha mutlu olduğumu fark ettim.

Sonra bunu çevremde gereksiz kalabalık yapanlarda uyguladım. Bana sadece sorunlarından
bahsedenlerden, sıkıntılarını anlatanlardan, dedikodu yapanlardan uzaklaştım, ya da dedikodularına müsaade etmedim. (Burada hala sınav veriyorum itiraf edeyim)

Bana yük olan gereksiz kaprislerimden, ön yargılarımdan arınıyorum. Bu öyle kolay değil, bir anda
olacak gibi hiç değil.


DOLU TARAF


Bakış açımı karşımda ki durumu yargılamadan, objektif olmak ve olumlu yönlerini görmek konusunda değiştirdim. Bana sert bile davransa karşımda ki, benim yansımam bu, özümde
çözemediğim bir durumun neticesi diyerek, kendimle çözdüm konuyu.

Güzel bakıyorum, güzeli görüyorum, güzellikleri çağırıyorum.
Belki enayi diyen oldu, belki polyanna...
Ama biliyorum ki kimse mükemmel değil ve olmayacakta.
Neden negatif düşüncelerle kendimi gereksiz boğayım ki?

GÖNÜL ALMA


Ben ki nasıl bir inatçı insandım, şaşıyorum geçmişe bakınca.
Muhalefet olmak uğruna bile gereksiz inat etmişliğim çoktur.
Hata mı ettim, özür dilemezdim, kibrim Erciyes Dağı bildiğiniz.
Şimdi ne mi yapıyorum, sulamayı geciktirdiğim çiçeklerimden bile özür diler oldum.
Yaradanın ruh verdiği, yaşam biçtiği her canlıya saygımdan, sınırı aştım ise eğer özrümü dilerim.

TEŞEKKÜR

Sahip olduklarıma şükretmiyorsan, kaybedince de isyan etmeyeceksin.
Öncelikle yaradana her gece uyumadan evvel teşekkür ediyorum.
Bir büyüğümüzün, her sabah, yeni bir güne daha başladığı için, sağlıklı olduğu için, sahip olduğu maddi manevi her şey için şükür namazı kıldığını öğrendiğimden bu yana,
sabahları gözümü açınca yaşamaya değer bir gün daha verdiği için şükreder oldum Allah'a
Hayatıma güzelliğiyle dokunan her canlıya teşekkür ediyorum.


SEV


Bana sorsanız dünya da en güzel şey ne derseniz, SEVMEK derim.
Kayıtsız, şartsız, sadece yaradandan ötürü sevmek.
Bir kuşun kanadından düşen tüyü sevmekten,
Taşı aşındıran dalgayı sevmekten,
Göğü yararcasına yağan yağmuru sevmekten bahsediyorum.
Bu dünyada ki 2.en güzel şey ne derseniz SEVİLMEK derim.
Özel günleri beklemem karşımdakini sevdiğimi söylemeye, seviyorsam söylerim her aklıma düştüğünde.
Birisi tarafından delicesine sevilmek GÜÇ ,
Birisini delicesine sevmek ise CESARET verir. (Alıntıdır)

AFFET


Bütün öfklelerimi attım çöpe. Affettim tüm kızgınlıklarımı.
Yerlerine sevgi tohumları ektim, zor oldu ama filiz vermeye başladı.
Çöpe attığım affetmediklerime dair yaptığım komplo teorilerinden, intikam planlarımdan
kendime ayıracak bolca zamanım oldu, daha seviyorum kendimi, daha da çok seviliyorum.


Çok zor değil hayatına dokunmak için, çehreni değiştirmek için yapacağın 6 nokta da
kendinle yüzleşmek.

Sevgiyle,
Medine,



© 2016 Her Hakkı Saklıdır